terence hill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terence hill etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2016 Pazar

Tonino Valerii'nin Ardından


TONINO VALERII’NIN ARDINDAN 

Geçtiğimiz hafta çok sevdiğim İtalyan bir yönetmen öldü, Tonino Valerii. Öldüğünü ancak 2 gün sonra öğrenebildik, gazeteler yaşını ve bazen de soyadını yanlış yazdı, filmografisine dair de pek bir kelam edemediler. Halbuki kendisi, sağlam avantür filmlere imza atmış son derece seçici bir yönetmendi. Bu filmlerden bir tanesini öyle zannediyorum ki, izlemeyen yoktur. Benim açımdan asıl önemi de çocukluğumdan beri sayısız defa severek izlediğim ve her defasında da ayrı bir haz aldığım o filmdir, yani Terence Hill ile Henry Fonda’yı biraraya getiren ve spaghetti westernlerin adeta dip toplamını çıkarıp parodisini yapan o kusursuz “My Name is Nobody” (Benim Adım Hiçkimse, 1973) filmi. Bana bu küçük yazıyı yazdıran film de, hiç kuşkusuz odur.

Tonino Valerii’nin ardından birkaç kelam etmesem olmazdı, hazır burada böyle bir fırsatımız varken onun yönettiği spaghetti westernlere odaklanan küçük bir yolculuk yapmak istiyorum. Tonino Valerii şanslı biri. Sinemaya yönetmen olarak adımını atmadan önce asistanlık yaptığı filmlerden ikisi, sinema tarihinin en iyi yönetmenlerinden biri tarafından çekilen sinema tarihinin en önemli filmlerinden ikisi. “A Fistful ofDollars” (Bir Avuç Dolar, 1964) ve “For a Few Dollars More” (Birkaç Dolar İçin, 1965). 

Haliyle, Sergio Leone sinemasıyla yoğrulmak onun sadece sinemasal vizyonunu değil, ileride kendi filmlerindeki oyuncuların istihdam edilmesi süreçlerinde de bir anlamda kredibilitesini arttıracaktır. O nedenle, Craig Hill ve George Martin’in oynadığı ilk westerni “Taste of Killing” (Öldüren Haydut, 1966) hariç Valerii’nin diğer filmlerinde türün en büyük isimleri adeta cirit atmaktadır.



Tonino Valerii, spaghetti western filmlerinde her seferinde ayrı formatta bir film çekmiştir. Beş filmi vardır, beşi de birbirinden farklı yapılara sahiptir. Kadroları, anlatı yapısı ve temaları çeşit çeşittir. Hikayelerinde ortak bir izlek yakalamak çok zordur. Belki bir tek “Day of Anger” (1967) ile “My Name is Nobody” (1973) arasında bir takım korelasyonlar yakalayabiliriz, o da özü itibariyle çok da abartılamaz çünkü ana karakterlerinin motivasyonları son derece farklıdır. 

Valerii’nin yönetim tarzında belirgin bir Leone etkisi olduğu su götürmez, bunun kusursuz versiyonu bir iki sahneyi bizzat Leone’nin çektiği “My Name is Nobody”dir. Ustaya yaklaşan ve yer yer onun bazı sahnelerini aşan sahnelerinde bulunduğu tek filmi bence budur. Tüm westernlerinde yakın plan, hareketli kamera, eril bakış açısı yer alır. Filmlerinde intikam, şiddet ve sistemi sarsan özgür bireyler vardır. 

Müzik, filmlerinde (özellikle son dört filminde) önemli bir yer tutar. Bu saydığım özelliklere ilaveten Leone sinemasından bazı önemli oyuncuları da kadrosuna katmıştır. Seçicidir, sağlam aktörlerle çalışır. Şimdi Tonino Valerii’nin spaghetti westernleri üzerinden kısaca geçelim ve yazıyı tamamlayalım.



TASTE OF KILLING (ÖLDÜREN HAYDUT, 1966)
Açılışında bile (hem görüntü hem jenerik) belirgin bir Sergio Leone etkisi olan filmin, her ne kadar uluslararası isimlerden oluşan bir kadrosu olmasa da, türün yapıtaşlarına hakim bir anlatısı, sürükleyici bir hikayesi, sıkı bir kurgusu ve yetkin bir yönetmenliği olduğunu söylemek mümkün. At arabasına kurulan bir pusuyla açılan film, Craig Hill’in dürbünlü tüfeği, Fernando Sancho’nun meymenetsiz suratıyla dur durak bilmeyen bir maceraya dönüşüyor. Spaghetti westernlerin birçok klasik figüranı bu filmde mevcut. Beni filmde rahatsız eden tek şey dublör gerektiren işlerin çok vasat olması, yapımcı amatör Meksikalıları toplamış gibimi geliyor. Filmin finalini seyredince, Tom Selleck’in o meşhur westerni “Quigley Down Under”ın (Avcı, 1990) finalindeki hangi hoş detayın bu filmden esinlenilerek alındığını hemen fark edeceksiniz, hatta belki “Saving Private Ryan”daki (Er Ryan’ı Kurtarmak, 1998) bir imgenin. Sonuç olarak, “Taste of Killing”, bir ‘ilk film’ (debut) olarak gayet güzel bir film.


DAY OF ANGER (ÖFKELİ GÜNLER, 1967)
Bir spaghetti westernin senaristlerinden birisi Ernesto Gestaldi’yse orada duracaksın. İleride hakkında başlı başına bir yazı kaleme alacağım bu önemli isim 18 tane westernin senaryosuna katkıda bulunmuş, ben izleyebildiklerimin tamamını beğenirim. Gestaldi, Valerii’nin yönettiği 6 filmde senaryo koltuğunda oturmuş, ilki “Day of Anger” (Öfkeli Günler, 1967). Bu film aynı zamanda Giuliano Gemma ile Lee Van Cleef’in biraraya getiren ilk ve tek film. “Kill Bill Volume 1”nın en kritik sahnesinde de çalan o müthiş müzikler Riz Ortolani’den. Tarantino bu filmin müziklerini o kadar çok sever ki, bir pasajını da “Django Unchained”de (Zincirsiz, 2012) kullandı. “Day of Anger”ın görüntü çalışması ise Enzo Serafin’den. Bu film hakkında çok kapsamlı bir yazı yazacağım için şimdilik konusundan bahsetmeyeceğim ama son derece keskin bir politik okumaya müsait olduğunu söylemekle yetineceğim.  



THE PRICE OF HONOR (IL PREZZO DEL POTERE, 1969) 
“The Price of Power” adıyla da bilinen “The Price of Honor” (1969) bence Valerii’nin gizli hazinelerinden biri. Öncelikle temposu emin adımlarla ilerliyor, karakterlerin altı iyi çizilmiş. Giuliano Gemma 15 dakika sonra falan ortaya çıkıyor. Hem komplo hem de diğer olaylar doyurucu bir şekilde aktarılmış. Aksiyon filme ustaca yayılmış ama aksiyonun hikayenin özüne zarar vermesine izin verilmemiş, mesela final buna iyi bir örnek teşkil ediyor. Luis Bacalov’un müzikleri özellikle gerilim anlarını ustaca pekiştiriyor ve tempoya büyük bir dirilik katıyor. Karanlık ve yağmurlu sahneler süper. Stelvio Massi geniş planlarda ve açık havada da harikulade resimler yakalamayı başarmış. Filmin asıl hoşluğu ve onu tüm bir spaghetti janrında tamamen ayrı bir konuma oturtan özelliği, John F. Kennedy suikastını metaforize ediyor oluşu.



A REASON TO LIVE, A REASON TO DIE (9 HIZLI ADAM, 1972)
“The Dirty Dozen” (12 Kahraman Haydut, 1967) çakması mı? Evet. Öyle. Finalde “Wild Bunch” (Vahşi Belde, 1969) etkisi var mı? Bence biraz var. Ama ne önemi var? “A Reason to Live, A Reason to Die”da (9 Hızlı Adam, 1972) bomba gibi film. Kadro desen olağanüstü. James Coburn, Bud Spencer, Telly Savalas bir arada. Hele Savalas’ın finaldeki baskın sırasında iki üç defa beşer saniyelik birer bakışı var ki, işte oyunculuk budur dedirtiyor. Ölümü ise spaghetti western filmleri külliyatının en çarpıcı ölümlerinden biri. Tonino Valerii bir sonraki western başyapıtında kullanacağı bir sürü sinemasal hileyi bol bol bu filmde kullanmış, özellikle de odak değiştirme, mercek oyunları ve tuhaf kamera açıları eser miktarda mevcut. Yine senaristlerden biri Gestaldi. Müzikler Riz Ortolani’den. Üstelik “Once Upon a Time in the West”teki (Batıda Kan Var, 1968) o meşhur McBain evi burada da kullanılmış. Tam bir nostalji geçidi. “A Reason to Live, A Reason to Die”da finale kadar aksiyon zayıf ve tempo yer yer düşüyor. Seyirciden yeterli teveccühü görmemiş olmasını bir ölçüde buna bağlıyorum. 15 yıl kadar önce 100 dakikalık bir versiyonunu izlemiştim, sonra erişebildiğim en uzun versiyon 112 dakikalık olan oldu. İnşallah bir gün 119 dakikalık uncut’ı izlemek nasip olur. Yine de beğendiğim bir filmdir. Meraklısına tavsiye ederim.


MY NAME IS NOBODY (BENİM ADIM HİÇKİMSE, 1973)
Şahsi kanaatimce en iyi spaghetti westernlerden biri. İlk izlediğimden beri hastası olduğum onulmaz bir yara, bir sinema olayı. Tonino Valerii’nin şaheseri bu filmdir. Kadro, Leone kökenli. Oyunculuklar (Fonda, Hill), müzikler (Morricone), kurgu (Baragli) ve görüntü çalışması (Ruzzolini) muhteşem. Senaryo zaten on numara. Her şeyden önce hikayenin fikri Sergio Leone’den çıkmış. Filmin muazzam bir açılışı var, spaghetti western tarihinin zirvelerinden biri. “My Name is Nobody” (Benim Adım Hiçkimse, 1973) ana gövdesinde sağlam bir hikaye barındırırken, türün klişeleriyle de dalga geçmeyi ihmal etmiyor ve bir sürü başyapıta göndermelerle dolu girift bir senaryo ortaya koyuyor. Hakkında çok ama çok kapsamlı bir yazı yazmayı düşündüğüm için fazla detaya girmeyeceğim. “My Name is Nobody”, Henry Fonda’nın da son westerni. Yani daha iyi bir final olamazdı. Tek kelimeyle, başyapıt! Üç kelimeyle: Başyapıt, başyapıt, başyapıt!

Yazan : Ertan Tunç



15 Mayıs 2016 Pazar

Spaghettilere Emek Veren Besteciler - Bölüm 4


Guido ve Maurizio De Angelis :

Spaghetti Westernlere emek veren müzisyenler serimize türün eski usul ve klasikleşmiş isimleri üzerine saygı duruşumuzu ihmal etmeyerek başladığımızda elbette türün vazgeçilmezi olan 'Hinlik' öğesine sadık kalarak yeni bir anlayış ve taze kan düsturuna bağlı isimlerle de sürdürmenin gerekliliğini ihmal etmeyecektik.

Spaghetti Western, İtalyan sinemasının hem klasik hemde yeni nesil anlamda tarih yazmaya ramak kaldığı dönemde, sadece köklerinden beslendiği Amerikan anlayışının bir taklidiyle sınırlı kalmayacağının, kendi öz birikimiyle yeniyi harmanlayarak çevresindeki komşu ülke sinemalarına yeni bir soluğu ihraç edebileceğinin kanıtıydı. Müzikal anlamda Morricone ile başlayan yeni usül, oyunun temel kuralı gereği değişim ekseni içerisinde günün popüler müzik akımlarıyla klasik anlayışın harmanını esas almaktaydı.

1940 lı yılların sonlarında dünyaya gelme şansına nail olarak dünyanın topyekün değişime doğru yol alacağı 1960 lı yılların son yarısında müzik sahnesinde ilk olgun meyvelerini vermeye başlayacak iki İtalyan kardeşte bu harman ve değişim rüzgarının odak noktasında müzikal çalışmalarını sürdürmekteydiler. Roma yakınlarında dünyaya gelen ikili , 1970'li yıllarda Spaghettilerden beslenerek yeni bir alt kol halini alacak 'Belly Laugh' komedi filmlerinin en ünlü ikilisi Bud Spencer ve Terence Hill ikilisi filmlerinin müziklerine can verdiler.




Bud Spencer ve Terence Hill'in sinema serüvenleri Spaghetti Westernlerle başlamış ve ünlerinin doruğuna yukarıda bahsetmiş olduğumuz yeni akımla kavuşmuşlardı. İkilinin koca adamı Bud, geniş kadrolu spaghetti western filmlerinin oburluk ve mizah öğesini temsil eden karakterdi. Terence ise Franco Nero'ya alternatif olarak düşünülerek Django serisiyle tanınmaya başlamış ve ardından daha önce ele aldığımız My Name is Nobody ve Un Genio, Due Compari, Un Pollo ile türün komedi açısından zirve eserlerinde başrolü üstlenmişti. İkilinin beraberce rol aldığı Trinita Kardeşler serisi de Belly Laugh'a uzanan yolun kapısını aralayan çalışmaydı.

Spaghettilerin güç kaybetmeye başladığı 1970'lerin ikinci yarısında çıkışı arayan yapımcı ve yönetmenler türün alternatif anlamda en sıradışı örneklerini sunarken De Angelis kardeşlerin müzikal anlayışını arka planda görmeyi tercih ettiler. Böylece Keoma ve Mannaja gibi ağıt havasında ve progresif yaklaşımla çekilmiş spaghettilerin müzikleri ortaya çıktı. 




Spaghettilerin ortaya çıkışından bu yana sürdürülmekte olan ballad geleneğinin rock müzik anlamında modernize edilmiş versiyonlarıda bu yöntemle yeni ancak uzun ömürlü olmayan bir akımı oluşturmuş oldu. Saykodelikten progresife oldukça ilginç kulvarlara göz kırpan besteler ikilinin asıl uzmanlaştığı komedi filmleri müziklerinin yanında birer önemli deney olarak film müzikleri tarihindeki yerini aldı. 

Poliziesco filmlerinden komediye, Spaghettilerden çizgi filmlere kadar pek çok sinema türüne kendilerine has tarzlarıyla katkıda bulunan kardeşler sahnede çeşitli farklı isimlerle yer almayı tercih ediyordu. Bu isimlerden en çok bilineni Oliver Onions du ve spaghettilerin İtalyadan sonra (belkide İtalyadan daha çok) popülerleştiği ikinci ülke olan Almanya'da bilinen isimleride buydu. 

Guido ve Maurizio De Angelis Resmi web sitesi için buraya tıklayınız. 
Full diskografi için buraya tıklayınız. 
Yazan : Gökay Gelgec - Yojimbooo

Trinity Stand Tall :

5 Şubat 2009 Perşembe

En Büyük: Hiçkimse ...


Nobody is The Greatest

Dahi silahşör Joe Thanks (Terence Hill) günlerini tembellik ederek ve arta kalan zamanında da Vahşi Batının söylence silahşörlerinin ünvanlarını ellerinden alarak geçirmektedir. Tavuk hırsızı kardeşler Bill (Bill Locomotiva)ve Lucy(Miou Mioun) ile yolları kesişir. Lucy ile uzatmalı bir birliktelik yaşamakta olan Joe, kardeşleri ekibine dahil eder.

Üç arkadaşın hedefi, düzmece saldırılarla beyazları kızılderililere karşı kışkırtan Binbaşı Cabot'un (Patrick Mc Goohan) yöreye gelmekte olan demiryolu şirketine ait paraları ele geçirmesini önlemektir. 300.000 $ değerinde bu iş üçlünün bir araya gelmesi için yeterli bir sebeptir.

Tavuk hırsızlarının hesap edemekleri nokta, Joe'nun paranın eşit paylara bölünemeyeceğini bilecek kadar kurnaz olmasıdır.


Un Genio Due Compari Un Pollo:

Nobody serisine yapımcı ve yönetmen olarak katkılarıyla ele aldığımız Sergio Leone, filmin açılış sahnesini bizzat kendisi yönetmiştir. Leone usulü spaghetti westernlerin özellikle stres temasıyla tüm motiflerinin işlendiği bu ciddi açılışın ardından son derece eğlenceli bir komediye geçiş yapılmaktadır.

Spaghetti Westernlerin en önemli politik örneklerinden General'e Bir Kurşun ile incelediğimiz Damiano Damieni'nin yönetimi devraldığı diğer bölümlerde açılış sahnesinin ciddiyeti ile tipik bir Terence Hill komedisinin absürd yönlerinin birbirlerine zıt düştüğü açıkça gözükmektedir. Bu sebeple bu filmin açılış jeneriğine kadar olan bölümü ile jenerik sonrasını iki ayrı film şeklinde ele almak daha mantıklı olacaktır.


Terence Hill'in dayak atmak ve oburluk gibi klişelerini akrobatik yetenekleriyle harmanladığı film süresince çocukluğunu Bud - Terence veya sadece bu ikiliden birinin filmlerini beğeniyle izleyerek geçirmiş tür severlerin sıkılmayacağını garanti edebilirim. Özellikle Terence Hill'in (Sergio Leone'nin senaryo üzerindeki katkılarını es geçmeden) kaleden kaçış sahnesinin insanı gülme krizine sokacak kadar küstahça uzatılması, zoraki komedi ve sululuk üçlüsünden arındırılmış bir mizah örneğidir.

Filmin İtalyada İyi Kötü Çirkin ile nerdeyse aynı hasılatı elde etmiş olması Avrupa seyircisinin spaghettileri avantür kadar mizahi yönleriylede sevdiklerini göstermektedir. Ayrıca Spaghetti Westernlerin uluslarası oyuncu kadrolarına yer vermesi gibi olmazsa olmaz gelenekler bu filmde de sürmektedir, başrollerin İtalyan, Fransız ve İrlandalı üç ayrı oyuncudan oluştuğu bu sevimli hikayede Klaus Kinski'de western kariyerinin en eğlenceli karakterlerinden birisiyle görülmektedir.


Ennio Morricone'nin Nobody serisinin emektar bestecisi olarak müziklerini ele aldığı yapımda spaghettilerde sıkça başvurduğu yöntemlerden birisi olan klasik müzikle harmanlama örnekleri filmin kaleden kaçış sahnesinde William Tell üvertürü ve son büyük kovalamada Mozart etkilenimleri ile sürmektedir. Filmin müzikleri tümüyle bir komedyadan öte her tür tadın elde edilebileceği bir toplama gibidir. Özellikle dönemin Yeşilçam'ının gangster filmlerinde bu filmin müziklerinden alıntı yapılmıştır.

Un Genio Due Compari Un Pollo, Sergio Leone'nin bizzat görev aldığı son spaghetti western filmidir. Önceki bölümde belirttiğimiz gibi 1970'lerin ortalarından itibaren türün iyice gücünü kaybettiği bir dönemde çekilmiş son önemli örneklerden birisidir.



Not: Filmin çekimlerinin ardından ortadan kaybolan orjinal negatiflerinin bulunamaması sebebiyle yıllar sonra Almanya'da ortaya çıkan Almanca dublajlı 8mm lik bir kopyası dvd'ye aktarılmıştır bu sebepten ana hikaye ve eklenmiş sahneler arasında yeniden kurgu yapılması gerekmiştir.

Yazan: Gökay Gelgeç - Yojimbooo

4 Ocak 2009 Pazar

Benim Adım Hiçkimse


MY NAME IS NOBODY

"- Baba ondan hızlı hiçkimse yok mu?"
"- Hiçkimse evlat."

Jack Beauregard(Henry Fonda) devrinin son silahşörüdür. Suçların büyüdüğü ve organize olmaya başladığı bir devirde sadece iyi bir silah ve onu kullanan kişi artık herşeyi ifade edememektedir ve Vahşi Batı artık son demlerini yaşamaktadır. Vergi, merkezi otorite, senato gibi terimler gündelik hayatın popüler sözcükleri haline gelmiştir.

Gözleri uzağı eskisi gibi seçemeyen ve içgüdüleriyle silahına davranan Jack, Vahşi Batının acımasız dünyasında yaşlanabilecek kadar yaşamış bir silahşör olarak kimseyi öldürmekten yana değildir. Yinede eski düşmanları ve ondan daha hızlı olduğunu kanıtlamak isteyen şöhret meraklısı pek çok silahşör Jack'i ortadan kaldırmak istemektedir.


Tam bu anda karşısına çıkan ve kendisine Hiçkimse(Terence Hill) diyen genç, ona hayatının son günlerini huzur içerisinde geçirmesini sağlayacak bir teklifte bulunur.

Jack'in kaderi Vahşi 150 ile kesişecek ve adı tarih kitaplarına geçecektir.


IL MUO NOME é NESSUNO

Sergio Leone, 1970'lerin ilk yarısında Bir Zamanlar Üçlemesi'ne önceki çalışmalarına kıyasla daha politik bir film olan Fistful Of Dynamite (Once Upon a Time in Revulotion) ile ara vererek kariyerine yapımcı ve yardımcı yönetmen olarak desteklediği Nobody serisi ile devam eder. Burada ki amaç, politik veya endirekt yollarla izleyiciye sanatsal bir western sunmaktansa, Dolar Üçlemesi'nde yapmış olduğu gibi çizgi roman ve mizah harmanı çalışmalarla çok sevdiği Western türünü yaşatabilmektir. Zira Giallo, Poliziesco ve Uzak Doğu filmleri furyası Spaghetti Westernlerin karşısında ciddi rakipler halini almaktadır.

Dolar Üçlemesi'nde hikayelerin içerisine yedirilen mizah unsurunun daha ön plana alındığı bu filmin başrolüne, o dönemde daimi ortağı Bud Spencer ile beraber rol aldığı Trinita Kardeşler serisiyle yeterince ünlenmiş olan Terence Hill düşünülür.


Spaghetti Westernlerin kendi geleneklerinin yaratılmasında ki en önemli beyin adamlarından olan Leone'nin spaghetti karakteri ve raconları konusunda "Berberde traş olurken usturanın doğru adamın elinde olduğundan emin olmak" gibi şahsına özgü detaylarla, türde hala yapılabilecek bir şeyler olduğunun altını çizmektedir.

Bernardo Bertolucci'nin katkılarıyla ortaya çıkan başyapıtı Bir Zamanlar Batı'da iki yönetmenin gözüyle bir hikayeyi sunmanın daha başarılı sonuçlar verdiğini gören Leone kendi ismini yönetmen olarak filmin jeneriğine ekletmeden, çekimler esnasında Tonino Valerii'ye destek vermiştir.


Film boyunca Vahşi 150 olarak geçen ve orjinal adı Wild Bunch olan büyük çete ile klasiğine; Tarzının en önemli özelliği olan slow motion çekimlerle; Mezarlık sahnesinde taşlardan birinin üzerinde "Bir Navajo için güzel bir isim" monoloğuyla şahsen onurlandırılan Sam Peckinpah sinemasına düzeyli bir saygı duruşunda bulunulmaktadır. My Name is Nobody, Henry Fonda'nın rol aldığı son western filmidir.

Ennio Morricone'de Spaghettiler üzerine hala yapılabilecek bir şeyler olduğunu kanıtlamak istercesine kariyerinin en neşeli western melodilerini film için besteler. Bu başarı filmin ikinci bölümünde biraz daha dinleyicisine özel temalarla devam eder. Genel olarak her iki müzikte Dolar Üçlemesinin koro geleneğinden esinlenmektedir.

Filmin müziklerinden örnekler için buraya tıklayınız.


Yazan: Gökay GELGEÇ - Yojimbooo